Yavaş ve Sade Yaşamak: Peki Nasıl?


Özellikle tatile çıktığınızda "mandıra filozofu" gibi bazı şeyleri sorgulamaya başlarsınız ya... "Tası tarağı toplayıp taşınıcam İstanbul'dan yerleşicem buralara" dersiniz hani. Günlük hayatınızın iş hayatınız haline geldiğini, stres içinde boğulduğunuzu ve en kötüsü de geçinmek (veya daha fazlası) için çalışırken hayatı pas geçtiğinizi fark edersiniz.

fiyordda kano

Doğada ihtiyacından fazlasının peşinde koşan tek varlık insandır. Peki ne uğruna? Sahiden bir şey size yetiyorsa daha fazlası ne işe yarar?

Tavsiye şarkı: Okumaya devam edebilirsiniz :)

Birkaç yıl önce Norveç'te 15 günlük bir çadır kampı maceramız olmuştu. Havasından mıdır suyundan mıdır bilmem, oradaki izlenimlerim bazı şeyleri tekrardan sorgulamamı sağladı ve beni daha sade yaşamak üzerine düşünmeye teşvik etti. İskandinav ülkelerinin yaşam kültürünü araştırırken de Lagom ve Hygge kavramlarıyla karşılaştım. Günümüzde bu kavramlar oldukça popüler hale geldi -ki bence bu insanlık adına güzel bir gelişme. Bu kavramları küresel kapitalizmin insanı yalnızlaştırıp bir tüketim canavarı hale getirmesinden önceki son çıkış olarak düşünebiliriz.

norveç fiyordları
Kamp yoldaşım İzzet de derin düşüncelere dalmış :)

Lagom yaşam tarzı için aslında bizde çok uygun düşen bir söz vardır: Azı karar çoğu zarar. Nasılsın dediklerinde cevabınız "koşturuyoruz işte" mi oluyor? Dur! Bir nefes al, nereye koşturuyorsun? :) Şair Gülten Akın ne güzel ifade etmiş: "Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya."

norveç kulube
Bu kulübede hayatımın en huzurlu uykusunu uyumuş olabilirim.

Hygge ise daha çok evi mutlu bir yuvaya dönüştürmek üzerine bir kavram. Soğuk floresan ampülleri yerine daha sıcak ve yumuşak ışıklar, konforlu bir koltuk, rahat giysiler, yeşil bir iç bahçe gibi. Yoğun ve stresli geçen haftanın ardından "hak edilmiş" bir pazar gününden beklenen dinginliğin sanki bütün haftaya yayılması gibi... 

Düşünsenize hayatınızı Pazar gününün huzuruyla yaşıyorsunuz, kendinize ve sevdiklerinize vakit ayırabiliyorsunuz. Pazartesi sendromu diye bir sıkıntınız yok çünkü seviğiniz işi yapıyorsunuz. Emeklilik planlarınız da yok çünkü o hak edilen hayatı zaten yaşıyorsunuz. Bütün bunlar güzel de nasıl olacak o iş? Değişime inanmak için öncelikle bir adım atmak gerek. 

Ekolojik yaşam, kaliteli hayat ve bilinçli tüketim üzerine yazılarımızı hem blog hem de Instagram sayfamızdan takip edebilirsiniz.